BAŞKAN SADETTİN BİLGİN, BAKAN VEDAT BİLGİN `E, İŞVEREN İLE İŞÇİ ARASINDAKİ ANLAŞMAZLIK KONUSUNDA ÇAĞRIDA BULUNDU

BAŞKAN SADETTİN BİLGİN, BAKAN VEDAT BİLGİN `E, İŞVEREN İLE İŞÇİ ARASINDAKİ ANLAŞMAZLIK KONUSUNDA ÇAĞRIDA BULUNDU

GÜNCEL 

Birecik Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Bilgin, T.C Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat BİLGİN `e işveren ile işçi arasındaki anlaşmazlık konusunda Usta Gazeteci Abdullah Yiğit `e Bakan Bilgin ` e göndermiş olduğu dilekçenin detaylarını anlattı.

Başkan Bilgin, mesajında şu ifadelere yer verdi:

Sayın Bakanım, Odamıza gelen şikâyetler doğrultusunda sizinle işçi ve işveren hakkında bir paylaşımda bulunmak istedim. Ülkemizde, faaliyet gösteren özel sektörde ki firmalara, vasıflı veya vasıfsızlık durumuna göre, işveren tarafından iş verilmektedir. Bunların yanı sıra firma sahipleri, yakın eş veya dostlarının referansları sayesinde firmasına işçi almaktadırlar. İşe alınan bu işçiler, aradan 4-5 yıl geçtikten sonra anlaşmazlıklardan dolayı, işten ayrılması gerektiğinde, işveren ile sorun yaşamaktadır. İstihdamı artırmak için, işverenlerin desteklenmesi ve işverenlerin daha fazla işçi çalıştırılması beklenirken, işveren, yasal dayatmalar nedeniyle, işçi almaya korkar hale gelmiştir. Anlaşamadığı yada işten çıkarması gerektiği hallerde sigortalı çalışan işçi, iş yerine zarar vermek adına ilgili birimlere giderek iş yerini, önce SGK’ ya, sonrasında ise mahkemeye şikayet etmektedir. Burada gösterdiği mazeretler arasında; ‘’Yıllık izin kullandırılmadı’’, ‘’Fazla mesai yaptırdılar ama ücretini ödemediler’’, ’’Yemek ücreti vermediler’’ ‘’Bana kıyafet almadılar’’, ’’Keyfi yere beni işten çıkarttılar’’ ‘’Yıllık ikramiye vermediler’’ gibi şikâyetler ile işvereni, gerek mahkeme, gerekse Devlet Kurumlarında süründürüyorlar. Madem İşçi, yıllık izin verilmedi veya fazla mesai ücreti gibi hak ettiği ücretleri alamadıysa, o iş yerinden 1 yıl içinde ayrılsın. Yıllar geçtikten sonra bu şikâyetleri dile getirmenin, iş yerlerini zora sokarak, zarara uğratmanın anlamı yoktur.

Sayın Bakanım, İşveren, 1 yıl içinde yıllık izin kullandırmadıysa ya da bunun karşılığını ödemediyse, o zaman işçi tarafından şikâyet edilerek hak talep edilmelidir. Aradan 4-5 yıl geçtikten sonra, bunları istemek işçinin, iyi niyetli olmadığını göstermektedir. Sigortalı çalışan İşçi, çalıştığı yerde hak elde ettiği haklarını, aynı yıl içerisinde talep etmelidir. Aradan zaman geçtikten sonra bu haklarının hepsinden feragat etmeli veya isteme hakkı olmamalıdır. İşveren, yanında uzun yıllar çalıştırdığı işçi ile her zaman iyiydi de, işten çıkardıktan sonra mı kötü olmaktadır? Sonuçta işveren, bir işçisini işten çıkartırken, yerine başka bir işçi ihtiyacı varsa yeni birisini alır, yoksa zaten bir şey yapılmaz. İşveren, yanında ki işçiyi anlaşmazlık olduğunda işten çıkarmalıdır. Sonuçta, ortada bir geçimsizlik ve anlaşmazlık olduğu için bu karar alınmaktadır. İşçi, İşverenine karşı gelerek çalışmazsa, iş yerinin gerektirdiği davranışları yerine getirmeyerek işverenle yüz yüze gelirse, işveren, işçinin işine son vermekten başka ne yapabilir başka çare yok. Evli çiftler bile, anlaşmazlık ve geçimsizliklerinde birbirlerinden ayrılabiliyorken, işveren ile işçi, anlaşmazlık veya geçimsizlik yaşadıklarında, birbirinden ayrılamayacak mıdır?

Sayın Bakanım, İşveren, işçi tarafından sonradan verilmediği gerekçesiyle, yıllık izin ücreti, yıllık ikramiye ücreti, fazla mesai ücreti, yemek ücreti, kıyafet ücreti veya buna benzer geçmiş hakları ile muhatap edilmemelidir. Eğer iş yerinin belirli bir kıyafet düzeni var ise iş yeri bunu zaten karşılamaktadır.

Fabrika, Hastane, Lokanta, Güvenlik veya buna benzer çalışanların olduğu yerlerde iş yerleri bu kıyafetleri zaten karşılamaktadır. Aksi halde en fazla 10-15 kişinin çalıştığı yerlerde böyle bir talebin işçi tarafından işverenden istenilmesi yanlış bir tutumdur. Yemek ücreti konusunda iş yeri yemek verirse işçi yemeğini iş yerinde yer. Yoksa mesai saatleri haricinde yemek ihtiyacını işçi kendisi evinde veya dışarda karşılamalıdır. Bunun gibi nedenler yüzünden işveren ile işçi karşı karşıya gelmemelidir. İşçi, bu tür konular da hesabına gelmiyorsa çalışmayıp iş yerinden ayrılabilir.

Bir iş yerine girerken araya hatırdan gönülden giriyorsa aynı şekilde yine hatırla ve gönülle iş yerinden ayrılmalıdır. Her iş yerinin belirli bir düzeni bulunmaktadır. İşçi, iş yerinden ayrıldıktan 2 yıl sonra bu hakları için dava açmakta ve işverenden hak talep etmektedir. Madem böyle bir durum var, başta iken neden dava açılıp hesap görülmemektedir? Böyle bir alacak yok ise işverenler bu tür davalarla neden uğraşmaktadır? Hak talebi konusunda ise en fazla 2 ay içerisinde açılacaksa dava açılmalıdır. Yoksa yıllar sonra iş yerinden bir hak ve talepte bulunulmamalıdır. Devletimiz, işçilerin yıllarca çalıştığı iş yerlerinden sorunlu bir şekilde ayrılmaları halinde sadece işçinin beyanını değil, işverenlerin de beyanlarını dikkate almalıdır. Kimse de mağdur edilmemelidir.

Bir işçi, iş yerinden ayrıldıktan sonra işveren tarafından hak ve alacağı varsa verilmeli veya mahkeme de haklar aranmalıdır. Aradan 1 ya da 2 yıl geçtikten sonra işçi işverene değil bir dava herhangi bir hak talebinde bulunamamalıdır. İşveren, İşçiyi çıkarırken yanında çalıştığı süreye bağlı olarak, 1 ay ile 2 ay arasında işçiye, ‘’ ben seni işten çıkarıyorum, git kendine iş ara’’ diye söylenilmektedir. İşçi, bu durumda iş yerine ne kadar fayda sağlayacaktır? İşçinin, İş yerine hiçbir şekilde verimi olmayacağı gibi tam tersine zararı olacaktır. İşveren, işçinin böyle durumda maaş ücreti varsa ödemeli, çıkışını anında yapmalı ve ilişiğini kesmelidir. İhbar tazminatının ortadan tamamen kaldırılması gerekmektedir.

Sayın Bakanım, Bunların yanı sıra İşçilerin, Kıdem Tazminatı haklarını, SGK Primleri gibi İşveren, senelik olarak düzenli bir şekilde Devletin Kasasına ödemelidir ve Devlette bu paradan faydalanmalıdır. İşçiler, 2 yıl bir yerde, 3 yıl bir yerde çalıştığında, kıdem tazminatı hakkını ya alıyor, ya da alamayarak bu hakkından yararlanamıyorlar. İşveren tarafından, 1 senenin sonunda kıdem tazminatı toplu olarak, Devletin kasasına yatırılmalı, işçi emekli olduğu zaman toplu olarak kıdem tazminatı hakkını, Devletin kasasından tekrar almalıdır. Bu sayede İşveren iflas ettiğinde, İşçinin bu hakları da kaybolmayacaktır. Devletimizin kasasında birikecek olan kıdem tazminatları sayesinde İşçinin, kıdem tazminatı hakları da korunmuş olacaktır.

Dolayısıyla işçi iş yerinde yolsuzluk ve hırsızlık gibi durumlara kalkıştığı zaman işçi işten hemen çıkarılmalı ve hiçbir tazminat verilmemesi gerekir.

Türkiye’de işsizlik yoktur, işi beğenmeme anlayışı vardır. Benim kendi eşim hastaneye düştü. Hastanede refakatçı bulmak için kişi başı 1000-TL tutarında para istediler. Hastane müdürüyle yaptığımız görüşmede ise günlük yevmiyesini 1000-TL veriniz dedi ve bende 400-TL’’ye refakatçı buldum. Halkımız bu sebepten ötürü çok rahat davranıyor hiç kimse işçi olarak çalışmamaktadır. Aynı zamanda evlere temizlik işi için temizlik işçisi çağırdığımızda 200-250-TL istiyorlar. çiftçi ürününü toplamak için ırgat ve işçi bulamamaktadır. Erkekler kahvehanede kadınlar ise evde oturmaktadırlar.

Bu gibi durumlardan devletimizin kontrol sağlaması gerekmez mi? Yabancı uyruklu mülteci vatandaşların ise bir an önce ülkemizi terk etmeleri ekonomik yönden istihdamı sağlayacağını ümit ediyoruz.

Sayın Bakanım, Yukarda bahsettiğim konularda da belirttiğim üzere, İşveren, işçi ile hiçbir şekilde karşı karşıya getirilmemelidir. Mevcut olan işçilerin hakları, aynı yıl içerisinde verilmeli ve ne işveren ne de işçi hiç kimse mağduriyet yaşamamalıdır. Tarafıma gelen istek, şikâyet ve talepler bunlardır. Bu konularda gerekli düzenlemelerin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

ABDULLAH YİĞİT-ANKARA

Related posts

Leave a Comment

Arabic Arabic Chinese (Simplified) Chinese (Simplified) Dutch Dutch English English French French German German Italian Italian Portuguese Portuguese Russian Russian Spanish Spanish Turkish Turkish